KUYUMCULUK ve MÜCEVHER

D eğerli soy madenler, metal ve taşlarla süs eşyaları imal etme sanatına “kuyumculuk” denir. Bu sanatı icra eden kişiye ise “kuyumcu” adı verilir. Kuyumcu; süs eşyaları, takı ve mücevherler yaparken bunu sanata dönüştürmeyi başarabilen kişidir.

Kuyumculuk, insanın kendini ve çevresini güzelleştirme, içindeki estetik duygusunu metaya dönüştürme ihtiyacını ve arzusunu karşılamaktadır. Estetik her takı ve eşya, hem kullananda hem de seyredende ilgi ve haz uyandırır, ona sahip olma isteğini artırır. Bu sihri fark eden insan, ilk çağlardan itibaren, metallerin keşfinden çok önce kuyumculuk sanatına başlamıştır.


Dünyanın önemli isimleriyle göz kamaştıran mücevherlerin yolu tarih boyunca kesişmiştir. Geçmiş, paha biçilmez mücevherlerin etrafında gelişmiş efsanelerle doludur. Farklı anlamlar yüklenen değerli taşlar ve mücevherler, her şeyden önce onu taşıyanın toplumsal durumunu sergilemenin bir aracıdır. Gücün, ihtişamın, aşkın ve sadakatin simgesidir.


İlk çağlarda kadınların bileklerini, boyunlarını süsleyen, kemer olup kıyafetlerini renklendiren takılar yıllar içinde gelişmiştir. Takıların yapılabilmesi, yani tasarımın uygulanıp bir obje haline dönüştürülmesi birçok kuyumculuk aletine gereksinimi doğurmuştur. Günümüz kuyumculuğunda; eğe, testere kolu, heştek takımı, dövgü çekiçleri, perçin ve mıhlama çekiçleri, farklı ebatlarda pinjon takımları, freze motoru, cila motoru, çift amyant gibi aletleri kullanarak malzemelerin nasıl dönüştürüleceğini öğrenmek gerekmektedir.

Modern çağda, kuyumculuk sanatının inceliklerini öğrenen herkes hayal gücünü tasarıma dönüştürüp övgüyle kullanabilir. El emeği, göz nuru tasarımlar, en değerli hediyelerdendir. Bununla birlikte kuyumculuk, her çağda önemini ve değerini korumayı başarmış bir meslektir.